Ayıptır söylemesi vakıf üniversitesinde okuyorum, kendisi de yaz okulu da her bir şeyi de kol gibi para istiyor anlayacağınız. İki dersten kayıt yaptırmam gerekiyordu, sitesini her gün kontrol ettim, hangi bankaya, hangi gün... Açıklandı; kredi başına şu kadar lira, toplamda bilmem kaç bin lira yirmi beş kuruş.
Denleştirdik parayı gittim yatırmaya, yatırdım da ama net hatırlamıyorum yalan olmasın, ya ben yanlış söyledim ya adam yanlış anladı, küsurat kısmı on beş kuruş olarak yattı. Dekonta da bakmıştım ama sıcağın yan etkisi olsa gerek, hiç dikkatimi çekmedi. Eve gittim, bilgisayarı açtım kayıt yapmak için, yedi kredi gözükmesi lazım hakkım olan, altı gözüküyor. Kontrol ederken farkettim, aradım okulu, "böyle bir durum var ne yapmalıyım ?" Cevap geldi, "Beyefendi sistem tamamen otomatik olduğu için, ne kadar para yatırıldıysa ona göre veriyor krediyi, on kuruş eksik olursa vermez." Bankaya gidip on kuruş mu yatırmam lazım diye sorum, evet dedi. La havle !
Bu konuşmadan sonraki gün evdeki ekmek gazete almak üzere bozukların konulduğu yerden on kuruş buldum, biraz da yemek içmek için para aldım yanıma. Gittim bankaya sıra bekliyorum. On kuruş yatırmak için. Aklımda da şu var : On kuruş yatırıldığını gösteren dekontun fotokopisini çekip, dekanın kapısına, öğrenci işleri tabelasının altına falan yapıştırıp. Not olarak da "On kuruşun lafını yaptığınız için teşekkür ederim sevgili okulum." yazacaktım.
Sıra bana geldi, gel de anlat adama durumu, tüm banka gülme krizinde, para yatırmanın ek bir maliyeti varsa onu ödemeye razıyım, ama o dekontu istiyorum dedim. Adam defalarca denedi lakin sistem hata verdi. Şansa gel... Bir saat sonra gene uğrarım dedim, çıktım okula gittim.
Tabi tek sorunu olan ben değilim, herkes bir şeyler soruyor da benim sorundan sadece bende var, telefonda "git bankaya yatır" diyen kadın önünde beni burnundan soluyor, ter içinde, öfkesine hakim olmaya çalışırken
görünce birden ilgilenesi geldi. Zaten bir hareketlilik vardı ama toptan karıştı öğrenci işleri. Oraya telefon buraya mesaj. Adıma numarama dekontuma defalarca baktılar, sanarsınız okuldan bir iki milyon dolar alacağım var. En son bir odaya gönderdiler, bir de oradaki bayana anlat dediler, gittim, veri tabanına girdi, benim yatırmış gözüken miktarı on kuruş ileri aldı. Ben de teşekkür edip, on kuruşu masanın üzerine bırakıp çıktım.
CK
21 Temmuz 2011 Perşembe
İlkokul Buluşması
Geçenlerde akşam üstü evde oturuyorum, facebookta bir mesaj, ilkokul arkadaşımdan, şurada buluşuyoruz müsaitsen gel. Olmaz mıyım be ! Fırladım çıktım evden, saçla başla uğraşamadan. Nasıl anlatsam, hafızandaki görüntünün üzerine en az yarım metre daha koy, erkeklere saç sakal ekle biraz, kızlara da kendilerine özgü gelişim uzuvlarından işte, söyletmeyin. Neyse 15 yıldır görüşmemişiz herkes bir sürü şey yapmış kimi mezun olmuş kimi olacak, öbürü askerlikten okulu ertelemiş, öbürü askere gitmemek için okuyormuş. Bana sordular senden naber diye, birinci sınıfım dedim ne diyeyim, öss'yi ilk yıl kazanama, ikincisinde deli gibi istediğin bölümü kazan, onda da git sınıfta kal, ikinci kere gene oku, sınıfını geçmen yaz okuluna kalsın. Neden diye sorduklarında ne acelem var okuyorum işte sakin sakin, mezun olanları da gördük iş arıyorlar diyerek geyiğe sardım, eskiden ben de eğlenirdim kendimin haylazlığından tembelliğinden. Şimdi söylerken içim cız ediyor midem kalkıyor.
Neyse ki o muhabbetler çabuk geçti, sıra geldi aşk meşk durumlarına, ben kendimi bildim bileli geçerli olan verileri söyledim. "Yaş : 20'nin üzeri, Medeni Durum : Sap", gene güldüler, ben gene cızz. Neden diye sordular gene, sanki tüm sınıf benim için toplanmışçasına, kısaca açıkladım, "Herkesin bir yeteneği vardır di mi ? Kimi tarihleri çok kolay aklında tutar, kimi spora yatkındır, kimi satranca. Bir de herkesin ne yaparsa yapsın edinemeyeceği bir yeteneği vardır, mesela tarihe meraklı biri matematiği beceremeyebilir. Bende de o durum kızlar için geçerli işte." Dedikten sonra ilkokulu aratmayacak düzeyde bir mizahla, "sen de erkek tavla zihehe" sonra biraz ciddileşip, "ama kızlar kendilerini güldüren erkekleri severler" denildi. "O iş yalan" dedim.
Bu muhabbetler esnasında bira içiyorduk, sonra kalktık sıcak midye yedik sonra da dağıldık. 15 Yıl önce gördüğüm arkadaşları görmek çok güzeldi gerçekten de. Muhabbetin içeriği, ne bileyim pek sarmadı. Konular bu ikisi yerine mizah ve bilgisayar olsaydı daha fazla eğlenebilirdim galiba.
CK
Neyse ki o muhabbetler çabuk geçti, sıra geldi aşk meşk durumlarına, ben kendimi bildim bileli geçerli olan verileri söyledim. "Yaş : 20'nin üzeri, Medeni Durum : Sap", gene güldüler, ben gene cızz. Neden diye sordular gene, sanki tüm sınıf benim için toplanmışçasına, kısaca açıkladım, "Herkesin bir yeteneği vardır di mi ? Kimi tarihleri çok kolay aklında tutar, kimi spora yatkındır, kimi satranca. Bir de herkesin ne yaparsa yapsın edinemeyeceği bir yeteneği vardır, mesela tarihe meraklı biri matematiği beceremeyebilir. Bende de o durum kızlar için geçerli işte." Dedikten sonra ilkokulu aratmayacak düzeyde bir mizahla, "sen de erkek tavla zihehe" sonra biraz ciddileşip, "ama kızlar kendilerini güldüren erkekleri severler" denildi. "O iş yalan" dedim.
Bu muhabbetler esnasında bira içiyorduk, sonra kalktık sıcak midye yedik sonra da dağıldık. 15 Yıl önce gördüğüm arkadaşları görmek çok güzeldi gerçekten de. Muhabbetin içeriği, ne bileyim pek sarmadı. Konular bu ikisi yerine mizah ve bilgisayar olsaydı daha fazla eğlenebilirdim galiba.
CK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)