2 Eylül 2014 Salı

ZeytinliRakFest 2014

Yaz okulu bitmiş tek dersten bütünlemeye kalmışım. Derken ailem arabayı deposu dolu halde ve bana bir miktar para bırakarak bir haftalığına tatile gitti. Arabanın konsolunun fotoğrafını çektim ve facebook hesabımda paylaştım.

Canı sıkılıyordu evde tek başına kalmış gencin. Neredeyse her şeyi vardı ama bunu paylaşacak arkadaşları yoktu. Fotoğrafı gören "facebook" arkadaşları, görselin altında hiç umursamadan yorum yazıyordu. İlk yazan grup bir önceki Marmaris gezisinde beklentileri karşılayamamıştı. Chrome'unun ilk sekmesini bildirim görebilme amacıyla bıraktı, birasından bir yudum aldı ve diğer sekmelerde zaman öldürmeye çalıştı. (Hikayeleştirmek zor yahu.)

Bir müddet sonra uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım irtibata geçti. Askerliğini yeni bitirmiş Zeytinli'de Rockfest varmış. Beraber gitmeyi önerdi. Üç aşağı beş yukarı bir hesap sonucu biletimi alsa, yol çadır benden olsa maliyeti ikiye bölmüşüz gibi olacaktı. Zaten karlı çıkacak olsam organizasyon yapar para gömmeye çalışırım. Anca sefillik, kanca sefillik çekmeye razı yola çıktık.

İlk gün takındık tasma gibi bilekliği, kilitliymiş çıkmazmış fazla çekmeyinmiş. Verirken söyleseydin daha makbule geçecekti be görevli kardeşim. Baktım kangren yapacak, elle de çekemiyorum parmaklarım acıyor. Çadır kazığını yandan geçirdim, var gücümle asıldım. Kumaşa zarar vererek kan dolaşacak kadar gevşetebildim anca, ötesi olsa sahte bileklik muamelesi yapıp alandan atacaklar.

Girişte anlamadığım bir olay var yazmak isterim: Üst baş aranır, hap, çakı, bıçak, silah vesairelere el konulur ve desteklediğim bir olaydır. Güvenliğin görevi güvenliği sağlamak sonuçta. Ama; çadır ekipmanı olarak kazıklar var. Bir karış uzunluğunda parmak aralarına Wolverine gibi geçirip katliam yapabilirsin. Gerçi giriş çıkışlarda her görevliye biraz "parlak" bakıp. Bugün kim mıncıklayacak beni diye sorarsan tedirgin olup kısa kesiyorlar aramayı. Üç dört sefer arka ceplerime bakmadılar. Gerçi bir şey de yoktu. Valla.

Yıllar önce beş dakikalığına muhabbet edip o kadar sürede çözümleyemediğim kara kuru bir kız mesaj attı çadırın var mı diye. Kullanıyorum dedim nerde dedi festivalde dedim kimlesin dedi bir arkadaşımlayım dedim çadır kaç kişilik dedi üç dedim geldi kuruldu lan!

Şansıma rastgele dolaşan feminist birisi bu yazıyı okursa kusura bakmasın, beni bu kadar uzun konuştuğumda dinleyecek bir insan yok hayatımda. O yüzden buraya kamyon kamyon kelime döküyorum.

Bir insan güzel ve salak olur görsellik için iki üç günlüğüne idare edersin. Çirkin ve kafa dengi olur yersin içersin yüzersin muhabbet edersin. Ama iki olumsuzluk aynı anda olunca elinden kaza çıkmasın diye kasılır durursun işte. Paragrafla olmaz madde madde yazacağım.

* Uyanık olduğu her saniye konuşmak.
* Her konuda yanlış bilgiye sahip olmak ve doğru olduğuna diretmek.
* Önce can sıkıp sonra "sıkıyorum biliyorum" diyip yine de devam etmek.
* Otuza yakın olduğu halde bileklik kalmadı diye -18 yazılılardan denk geldiği için öyleymiş gibi davranmak.
~İki boş bira bardağıyla denizden su alıp benim dibimde kumdan kale yapmak mesela...
* Başka birisiyle konuşurken zorla ve ısrarla dahil olmaya çalışmak.
* Dönüş yolunda iki kişi uyuyor diye slow müzik açıp arabayı çok sakin kullanmaya özen gösterirken ben, gördüğü her şey için bağırmak:
- ŞERİT DEĞİŞTİRECEKSEN KAMYON GELİYOR, gerçi zaten görüyorsundur. AAA SÜT KARDEŞLER ÖYLE İSİM Mİ OLUR EHİHİ amblemi de mor fonda beyaz inek, milkadan mı özendiler acaba, BU YOL ÇOK GÜZEAL!

Daha da uzar gider yazdıkça sinirleniyorum ama yazacağım galiba. İlk defa uyurken de çirkin olan kız gördüm, tuvalete gider yarım saat çıkamaz. Makyaj yaptığı da yok. Uygun fiyata kahvaltı yapabilmek için anlaştığımız yerde bağıra çağıra iki sefer kekikli zeytinyağı getirtip. Çay için "şunla şunu harmanlayın müşteri dolar taşar burada" diye personele akıl veriyor. Kırıntıları silmeye gelen personele "ilk defa burada görüyorum müşteri kalkmadan masa temizleyeni hayret yani". Yemeği bitirmişiz muhabbet ediyoruz kirli kalmasın diye gelmiş siliyor ne gitti ki zoruna? İlk başta ima ederek laf anlatmaya çalıştım anlamıyor. Gümbür gümbür giydirmeye başladım "aşkolsun yea". Şaka yaptığımı zannediyor ciddi yüz ifadesi, sert ses tonu, hiçbir sözünü sallamamak, daha ne yapılabilir ki? 

Son gece, kabin tuvalet içime sinmiyor ben yürüyecem cami benzinlik bir şey bulup girerim diye kaçtım. Oldukça iyi huzur depolanmış halde geri döndüm dönmesine de damarlarındaki kan oranı alkol oranının altında kalmış bir grup toplanmış bizim çadıra yakın bir yerde anıra anıra eğleniyorlar telefondan şiirler okuyorlar doğaçlama şarkı söylüyorlar. Başta çok uyuz oldum, sonra yanımdaki kuru fatmanın sesinden daha iyidir diye alışmaya çalıştım. İki kere de iyi gülmemi sağladı keratalar saat gecenin dört buçuğu olsa da. Sağolun len son dakika rengi kattınız hayatıma. Uykusuzluk nedir ki, geçti gitti bile.

1- Çok uzun şiir faslının sonuna doğru Neyzen Tevfik'in Mecnun şiirini okumaya başladılar "Yürü be ehli endamını göreyim Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim" diye başlar. Uzaklardan çok gür bir ses geldi : Sana internet veren GSM'in operatörünü sikeyim.

2- Birisi şikayet etmiş güvenlik geldi ama laf anlamak için fazla alkollüler. Adam sakinliğini çok başarılı şekilde korurken doğaçlamaya başladılar. Hatırlamaya çalışıyorum, tahmini olarak:

Seni mi gönderdiler bizi susturmaya Özgür abi
Ama susamayız son günümüz ve kafamız kıyak
Yarın iş güç peşinde olcaz bırak bizi Özgür abi
Gelsin kendisi söylesin kimse o dalyarak

Küfürü sevmem ama aşırı doğal ve beklenmedik bir güzellikte oturduğu için kahkaha attım.

Toplamda iyiydi be, dönüş yolunun son iki saati, ilk olarak kuru fatmayı bıraktığımız için iyiydi.
Yolumu uzattım ama değer. 
Oldukça yüklü hatıra kaldı bana. Herkes kendine iyi baksın. Eyvole!

CK

24 Ağustos 2014 Pazar

Rüya Gibi Marmaris Tatili

Müzisyen bir arkadaşım var. Üniversiteden bu sene mezun oldu. Yaz okulunun bitmesine bir gün kala aradı. Pazar günü Marmaris'te havuz başı parti varmış bu ve ekibi de çalacakmış orada. Okuldan çık gel takıl, bizim evde kalırız, beraber döneriz gibi finansal açıdan hoşuma gidecek cümleler kurdu. En yakın saatte Pamukkale Turizm'in otobüsü kalkıyormuş ondan aldım bileti.

Ödediğim paranın yarısını ikramlarla geri aldım zaten dondurma-su-kahve-bisküvi-kraker. Koltuklardaki tabletler de fena değil. Biraz oyun oynadım, Planes isimli pixar animasyon filmini izledim. Tsubasa'dan bir bölüm koymuşlar topu ayağına alıp şut çekmesi üç buçuk dakika sürüyor. Her şey iyi hoş da anlamadığım bir olay var: Otobüslerde klima olayı sıkıntılı. En soğuk ayarda en güçlü üfletme gibi bir huyları var kaptanların. Yap kardeşim yirmi iki derece orta seviyede üflesin, fıstık yeşili havlumu omzuma koymama gerek kalmasın.

Dona dona ulaştım Marmaris'e. Cuma öğle saati on altı dereceden kırk dereceye geçiş zor olsa da buluştum bu arkadaşla. Gitarist'in işi varmış, klavyeci izin alamamış sorunlar sorunlar. Klavyeci yok da, bir gitarist var , repertuarı farklı çalışması lazım süre az vesaire. Umrumda değil gerçi, ne gruptayım ne de menejerleriyim. Eğlenmek için oradayım, bilgisayarı da getirdim ki Pazar gününe kadar çözüp göndermem gereken yüz civarı soru vardı, iki akşamda hallederim diye düşünüyordum.

Cumartesi günü çocuğun annesi ev işi yaparken içeriye kurduk ekipmanları, bateri her yeri kapladı zaten, bas ve elektro gitarcılar da bir köşeye sindiler evde bam güm tıss kıyamet kopuyor, yeni elemana hızlıca öğretmeye çalışıyorlar. Derken telefon çaldı. Oldukça ünlü bir mekan (damsız almıyor o derece) o gece çalacak grup bulamamış. Denize düşmüş bizimkilere sarılıyor.

Evden bir hışım fırlandı para kazanılacak umuduyla. Bas gitar alınmış elektro alınmamış iki kişi geri döndü onları aldı. Bu arada içerdeki davulun zilleri yokmuş, yirmiye yakın aradık adamları duymadılar ya da açmadılar. Onlar geldi biz gittik arabayla zilleri almaya. Kemik kadro olmayınca gece boyu çalınması gereken yetmişe yakın şarkının yarısı bile yoktu elemanlarda. Toplandık geri döndük. Karanlıkta mayoları giyip denize girdik kör kör yüzdük.

Pazar sabahının köründe kalkıp yapmam gereken soruları dört saatte bitirdim, ben bunları yaparken müzisyenler toplandı salonda. Daha bir şey çalışamadan telefon geldi neredesiniz diye. Bunlara saat onda demişler bizimkiler de gece sanmış. Çocuğun annesi çıldırdı bunlar çıkasıya kadar küfür etti, gittiler, kırk beş dakika daha devam etti sövmeye. Gitmedim tatil günü şafakta uyanıp çalıştığım için başım ağrıyordu. Annesi kahvaltıya çağırasıya kadar yattım. 

Domates peynirden daha çok sitem yedim. "Bu çocuk hep böyle, hiç sorumluluğu yok beni dinlemiyor sen konuşsan..." Yav teyzem ağaç yaşken eğilir bilmez misin, nasıl bükeyim yirmi üç yaşındaki çocuğu? "Yüksek lisansa da başvurdu ama bursları araştırmıyor, sen bilgisayar okuyorsun bilirsin interneti baksana karşılıksız burslara..." İçinde bilgisayar olan her işten anlamak zorundayız mühendisiyiz ya hani! "Benim numaramı kaydet seninkini de benim telefona, sana ödev, her gün bakacaksın nereye hangi tarihte başvurması lazım..." Bi sorsana önce şu hayatta kendin için neyi her gün araştıracak kadar ciddiye aldın diye.

Bu cevapları yüzüne karşı söyleyemedim tabi, içime atıp atıp olur bakarız falan dedim. Yüksek lisanslarla ilgili biraz araştırıp haftada bir kere falan ararım aynı cümleleri farklı şekillerde söyleyip kapatırım. 

Ama önce ülser olmamam için içimi bir yere dökmem gerekiyordu. Bitti.

CK