24 Ağustos 2014 Pazar

Rüya Gibi Marmaris Tatili

Müzisyen bir arkadaşım var. Üniversiteden bu sene mezun oldu. Yaz okulunun bitmesine bir gün kala aradı. Pazar günü Marmaris'te havuz başı parti varmış bu ve ekibi de çalacakmış orada. Okuldan çık gel takıl, bizim evde kalırız, beraber döneriz gibi finansal açıdan hoşuma gidecek cümleler kurdu. En yakın saatte Pamukkale Turizm'in otobüsü kalkıyormuş ondan aldım bileti.

Ödediğim paranın yarısını ikramlarla geri aldım zaten dondurma-su-kahve-bisküvi-kraker. Koltuklardaki tabletler de fena değil. Biraz oyun oynadım, Planes isimli pixar animasyon filmini izledim. Tsubasa'dan bir bölüm koymuşlar topu ayağına alıp şut çekmesi üç buçuk dakika sürüyor. Her şey iyi hoş da anlamadığım bir olay var: Otobüslerde klima olayı sıkıntılı. En soğuk ayarda en güçlü üfletme gibi bir huyları var kaptanların. Yap kardeşim yirmi iki derece orta seviyede üflesin, fıstık yeşili havlumu omzuma koymama gerek kalmasın.

Dona dona ulaştım Marmaris'e. Cuma öğle saati on altı dereceden kırk dereceye geçiş zor olsa da buluştum bu arkadaşla. Gitarist'in işi varmış, klavyeci izin alamamış sorunlar sorunlar. Klavyeci yok da, bir gitarist var , repertuarı farklı çalışması lazım süre az vesaire. Umrumda değil gerçi, ne gruptayım ne de menejerleriyim. Eğlenmek için oradayım, bilgisayarı da getirdim ki Pazar gününe kadar çözüp göndermem gereken yüz civarı soru vardı, iki akşamda hallederim diye düşünüyordum.

Cumartesi günü çocuğun annesi ev işi yaparken içeriye kurduk ekipmanları, bateri her yeri kapladı zaten, bas ve elektro gitarcılar da bir köşeye sindiler evde bam güm tıss kıyamet kopuyor, yeni elemana hızlıca öğretmeye çalışıyorlar. Derken telefon çaldı. Oldukça ünlü bir mekan (damsız almıyor o derece) o gece çalacak grup bulamamış. Denize düşmüş bizimkilere sarılıyor.

Evden bir hışım fırlandı para kazanılacak umuduyla. Bas gitar alınmış elektro alınmamış iki kişi geri döndü onları aldı. Bu arada içerdeki davulun zilleri yokmuş, yirmiye yakın aradık adamları duymadılar ya da açmadılar. Onlar geldi biz gittik arabayla zilleri almaya. Kemik kadro olmayınca gece boyu çalınması gereken yetmişe yakın şarkının yarısı bile yoktu elemanlarda. Toplandık geri döndük. Karanlıkta mayoları giyip denize girdik kör kör yüzdük.

Pazar sabahının köründe kalkıp yapmam gereken soruları dört saatte bitirdim, ben bunları yaparken müzisyenler toplandı salonda. Daha bir şey çalışamadan telefon geldi neredesiniz diye. Bunlara saat onda demişler bizimkiler de gece sanmış. Çocuğun annesi çıldırdı bunlar çıkasıya kadar küfür etti, gittiler, kırk beş dakika daha devam etti sövmeye. Gitmedim tatil günü şafakta uyanıp çalıştığım için başım ağrıyordu. Annesi kahvaltıya çağırasıya kadar yattım. 

Domates peynirden daha çok sitem yedim. "Bu çocuk hep böyle, hiç sorumluluğu yok beni dinlemiyor sen konuşsan..." Yav teyzem ağaç yaşken eğilir bilmez misin, nasıl bükeyim yirmi üç yaşındaki çocuğu? "Yüksek lisansa da başvurdu ama bursları araştırmıyor, sen bilgisayar okuyorsun bilirsin interneti baksana karşılıksız burslara..." İçinde bilgisayar olan her işten anlamak zorundayız mühendisiyiz ya hani! "Benim numaramı kaydet seninkini de benim telefona, sana ödev, her gün bakacaksın nereye hangi tarihte başvurması lazım..." Bi sorsana önce şu hayatta kendin için neyi her gün araştıracak kadar ciddiye aldın diye.

Bu cevapları yüzüne karşı söyleyemedim tabi, içime atıp atıp olur bakarız falan dedim. Yüksek lisanslarla ilgili biraz araştırıp haftada bir kere falan ararım aynı cümleleri farklı şekillerde söyleyip kapatırım. 

Ama önce ülser olmamam için içimi bir yere dökmem gerekiyordu. Bitti.

CK