Güzel film gerçekten, çok ince detaylar var, kendimi bulduğum film öyle kolay kolay denk gelmez. Requirem for a dream sevmedim mesela, arkadaşımın şiddetle tavsiye ettiği Enter the void'i de. Ama bunu izlemeyi bitirdiğimde salonda sırt üstü uzanmış usul usul ağlıyordum. Sağ gözümden daha yoğun şekilde yaş aktığını fark edip biraz sola döndüm, bunu benden başka yapan var mıdır acaba, "madem açtık duygularımızın baraj kapaklarını, iki göz de eşit temizlensin" Böyle bir şey yaptığının farkına varınca da devam edemiyor insan. İçimde neler neler birikmiş durumda annem-babam tatilde, kardeşim kendi arkadaşlarıyla yazlıkta beni rahatsız edebilecek, bu halimi görebilecek kimse olmadığını bildiğim halde 3-4 dakikadan uzun sürmedi. Prostat sadece işemekle ilgili değil galiba, duygularda da başgösterebilen bir rahatsızlık.
Sonra kendimi düşündüm biraz, bugüne kadar sevdiğim kişileri nasıl sevdiysem önce kendimi "niye reddetsin ki" sorusuna cevap olmadığına inandırıp gidiyordum, olmadığını görünce bu sefer de iyice gözlemleyip en ufak belki de yaptığının farkında bile olmadığı hareketler yüzünden kendimi geride tutuyorum, kalbimin ayarını sikeyim. Misafirlikteki sıcak su ayarı gibi, ya Antartika soğukluğunda ya da volkan sıcaklığında.
CK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder