26 Mayıs 2025 Pazartesi

Bir robotun duygusal serüveni

Merhabalar. Hep tek tabancaydım zaten de uzun süredir bu durumu değiştirmek için bir şey yapmıyordum. Nihayet yıllardır tanıdığım bir kıza yaptım ve reddedildim.

Öncelikle şunu belirtmem lazım. Bakışlarım, davranışlarım, ses tonum vs. robot gibidir. Fazla yükselip alçalmam. Neşemi dışarı gösteririm de öfkemi, hüznümü, acımı içimde yaşar orada bitiririm. Önceki yazımda belirttiğim gibi narsist bir sülalede büyüdüm. Öyle bir ortamda duygularını açıkça ifade etmek, ne hissettiğini söylemek pirana dolu havuza et atmak gibidir. Küçümsenirsin, dinlenmezsin, patlarsan da gazın alınasıya kadar idare ederler, empati yapılmaz.

Şu blog işi iyi oldu. Rahat rahat yazabiliyorum. O duygusal içe kapanıklığımı usulca, "kim beni anlayabilir acaba" diye kendimce yöntemlerle insan eleyerek, geride kalanlara anlatarak aşmaya çalışıyorum. Burada insan elemeye gerek yok. Zaten tanışmıyoruz. Senlik bir şey yoksa da sekmeyi kapatır başka bir şeyle ilgilenirsin. Bundan haberim olmaz. Sen sağ ben selamet yaşamaya devam ederiz. Başlıyorum.

Birkaç yıl önce arkadaş grubumuza bir kız dahil oldu. Yaşça benden küçük, kendi halinde, bence güzel, tatlı biri. Ben ve biri daha kıza "acaba olur mu" gözleriyle baktık. Yalnız bende şöyle bir durum var. Sigara yaktığı anda biter. Dibim düşsün, hormonlarım tavan olsun, nasıl düşünürseniz artık. Çektiği ilk fırtın ardından havaya çıkan dumanda benim ilgim ve alakam da vardır. Atmosfere karışıp yok olur. Öyle de oldu. Baktım içiyor. Diğeri de abayı fena yakmış. Meydanı ona bıraktım.

Zaman içerisinde bu kız olgunlaştı. Tek tük canımı sıkan davranışlarını ve sigarayı benim müdahalem olmadan bıraktı. "Ulan" dedim kendi kendime. "Ne vardı seni şu anda tanısaydım ve yalnız olsaydın." Ardından bu çocukla nişanlandı. Hadi bana geçmiş olsun. Bir dargın, bir barışık gidiyorken komple bitirdiler. Kız devam etmek istemedi. 

Bütün süreçte de olabildiğim kadar yanında oldum. Nasıl düşünmesi gerektiğini. Nasıl davranması gerektiğini anlattım. Dünyayı daha iyi anlamasına yardımcı oldum. Elimdeki imkanlar dahilinde gezdik tozduk. İkisiyle beraber, ayrı ayrı, her kombinasyonda. Hem elim açıktı, hem de zihnim. Kendisini biraz daha iyi hissetsin diye kaç kere uykumdan feragat ettim. Haddi hesabı yok.

Ayrılmaların ardından ne kadar süre beklemeliyim diye düşündüm. Bu işin kılavuzu yok ki. Kendimce "ilişki kaç yıl sürmüşse o kadar ay beklemek iyidir" sonucuna vardım. İki yıllık ilişki bittiyse iki ay olur mesela. Kendime kesin konuşmazsam mırın kırın edip erteleyip sonunda vaz geçiyorum. Bu sefer de öyle olmasını istemedim. Kafamda bir tarih seçtim. O gün bir şekilde halledeceğim dedim ve konuştum. 

Bu konuyu sonra tekrar konuşalım dedi. Kabul ettim. Evlere dağıldık. Gece yarısından sonra bir mesaj attı. Standart, arkadaş olarak görüyorum, bu arkadaşlığı kaybetmek istemiyorum falan. Buna eyvallah da. Bir kısmında "bu yaştan sonra evliliğe gitmeyecek ilişki istemiyorum, sadece yan yana oturup sohbet muhabbet değil, ağlamak, gülmek, omuz omuza ilerlemek... Senin robotik duruşunla, acaba duyguların var mı diye düşünüyorum..." şeklinde.

Eh be yavrum. Daha aramızda bir şey yokken yanında daha fazla durabilmemin tek yolu bir günün yirmi dört saatten uzun olmasıydı. Omuz omuza da ilerlerdik, seni omzuma alıp koşardım da. Daha iyi konumda, daha iyi ruh halinde olabilesin diye senin/ikimizin adına savaşmaya hazırdım. Evcilik oynamak istiyormuşsun. Hayatına kimi alacağına tabi ki sen karar vereceksin. Umarım aklındaki erkek kriteri; alışkın olduğun kaotik ortamı sana yaşatmaya devam ettirecek değil de, kavgasız dövüşsüz, bol huzur, bol sevgi, bunları saygılı ve sağlıklı bir şekilde sağlayabilecek biri olur. 

Yine sohbetimize devam edeceğiz. Yine sana yardım edeceğim. Sadece eskisi kadar uğraşmayacağım. Reddedilmekten çok bendeki derinliğin ve senin için olan çabamın farkına varamaman üzdü. İkimizin de canı sağ olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder