18 Ocak 2011 Salı

Altın Günü

Annem çalıştığı yerde çok sevilen birisi olduğu için emekli olurken illa ki bi şekilde bağlantıda kalmak istemişlerdi. Her ayın ikinci pazar günü sırayla birisinin evinde altın günü düzenler oldular. Başta "kız kıza" eğlenirlerken sonra "aileler de tanışsın ayol" sloganıyla herkes getirebildiği kadar aileden birilerini getirmeye başladı. Bizimkilerin bahanesi hazır. "Biz içecez sen de şöför olacaksın, sınırı geçmeyek kadar içersin istersen." Keşke hep bizde olsa bu günler, en azından bi görünür sonra odama çekilirdim. Şimdi ayda bir hava kararınca biri anyada öbürü konyada oturan farklı farklı kişilerin evine gitmek üzere araba kullanır oldum.

Sonuncusu biraz garipti, hani insanın canı hiçbirşey yapmak istemez ya o derece. Gene de götürdüm sağ salim, biraz bişeyler attım ağzıma sonra bir köşeye çekildim. Yeni gelenleri karşılamak üzere hep beraber ayağa kalkmaları dışında, kadınlar ve erkekler gruplaşıp öyle konuşuyorlardı. Bir tarafta dedikodu, yemek tarifleri, ardından nasıl kilo verebiliriz geyikleri, diğer yanda siyaset ağırlıklı olmak üzere her telden muhabbet.

Derken birileri daha geldi. Ekipten değiller ama nasıl olduğunu bilmesem de bi şekilde herkesi tanıyorlar. Kızlarını da getirmişler, oldukça sağlam bir fiziği var. Belli o da zorla gelmiş. Hoşgeldin beşgittin muhabbetleri arasında onlar da yerleşti bi kenarına masanın. Kızları da iki üç lokma bişey yedi oflaya puflaya bakmaya başladı etrafa. Göz göze geldik ve fonda "love story" çalmaya başladı, demeyi isterdim ama o kadar bayık bi durumdaydım ki, gülümseyebilmeme hayret ettim.

Geldi yanıma oturdu karşımızdaki pencereyi izledik beraber bi süre, sonra aynı anda birbirimize bakıp tüm akciğerdeki havayı boşaltırcasına bir "off !" daha. Zorlaya zorlaya bir iki çift laf ettik. Ayrı evde kalıyormuş, evi de yakınlardaymış üç arkadaşlarmış. "Hadi kalk bize gidelim ölecem yoksa burada ve galiba sen de" dedi. Bi kafamı salladım şöyle uyudum lan acaba diye ama hayır. Resmen evine davet etti. "Arkadaşların rahatsız olmasınlar benden" diye sordum. "Umursamazlar, ikisi de moda manyağı nette bişeylere bakıp duruyolar sabah akşam" dedi. İyi dedim. Bizimkilere "biraz dolanacaz fazla açılmayız" diye bildirdikten sonra çıktık gittik.

Kız evi olduğu belli abi, içeri girer girmez yanımda getirdiğim toz zerreciklerini yakalayan bişeyler var sanki. Pırıl pırıl ev. Diğer iki arkadaşı salondaydı kafalarını yarım kaldırıp hoşgeldiniz dediler ve devam ettiler ekrana bakmaya. Dolaptan 2 bira aldı, odasına geçtik.

Okul, hava, su, taş, toprak... Nasıl canı sıkılmışsa garibimin, değinmedik şey bırakmadı. Bir yandan da odayı incelerken gözüm tartıya takıldı. Bi tartılayım dedim çıktım üstüne, bizimkinin söylediğinden üç kilo fazla gösteriyor diyince sevindi tabi. Üç kilo zayıflamış gibi olmak bile güzel bişey olsa gerek bir bayan için. Zaten zayıf gösteriyorsun ki dedim, göbek falan yok işte diye de ekledim. Bir aralar çok kiloluydum, çoğunu verdim ama kalça kısmımda biraz fazlalık var dedi. "Boşver ya yemeğin salçalısı.." dedikten sonra hasktir ne diyom lan ben diye düşünürekten birdenbire sustum. Güldü, "bunu söylemeye mi utandın, ben devam edeyim bari, kadının kalçalısı" dedi. Biraz ağırıma gitti tabi, utanacak ne var lan diye düşündüm kim bilir bi daha nerede görecem bu kızı, yürü bakalım dedim kendi kendime ve devam ettim. "E yani, selülit falan yoksa normalden biraz daha iri olması sorun olmaz" dedim. (tırnak içinde bıraktım yazıyı, şöyle devam edecem B=ben, O=o)

O: Bende hiç selülit yok.
B: Görmeden inanmam
O: Nasıl yani ?
B: İnandırmak zorunda değilsin tabi, ama görmediğim sürece inanmıyorum.
O: E ama içerde kızlar var.
B: Umursamazlar, moda manyakları bakıyordur gene bişeylere.
O: Arkadaşlarıma hakaret etme !
B: Senin sözlerindi bunlar.

Muhabbet sert gibi gözüküyor böyle okuyunca ama, gözler yılan yılan bakmaya başlar ya, her cümlemizde daha da belirginleşiyordu o bakışlar. Sıyırdı pantolonu yattı yüzüstü yatağa, "al bak bakalım" dedi. Bakayım da biraz bol ve haliyle bedenine göre uzun boxer giymiş. "Bişey gözükmüyor" dedikten sonra, "buradan sonrasını da sen hallet" diye tepki aldım. Daldırdım elimi içeri, harbiden de pürüzsüz, pürüz ararken kızın hoşuna gitti, ufak tefek seslerle belli etti, ben de bi durum değerlendirmesi yaptım. Ya şimdi hava da soğuk oda da soğuk, sevişsek zatüre olurum heralde, bu kadar kolay olduğuna göre kızın içi yol geçen hanıdır muhtemelen, korunmaya yönelik hiçbir şey yok yanımda, hiç yorulasım da yok ayrıca, boşver. "Harbiden de pürüz yokmuş inandım." dedikten sonra pantolonunu tekrar durması geren yere kadar çektim.

O bakışı görmek gerekirdi, "nasıl bir erkeksin ya sen" bakışı. Öyle bi erkeğim işte. Biraz da farklı olmayı seven bir erkeğim. Bir şey aslında ne kadar güzel olursa olsun, eğer çoğunluk tarafından yapılan, uyulan, alınan bir şeyse, bana itici geliyor o olay arkadaş.

CK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder