Mahallede, üniversitede, yolda belde heryerde elimden geldiği kadar neşeli davranmaya, alttan almaya çalışıyorum. Sıkıntılar yok mu. Olmaz mı. Olmasına var da ben sorunluyum diye bunda suçu olmayan arkadaşlara niye trip atayım ?
Bir değişiklik olsa hayatımda fena olmaz diye düşündüm ama zaten erişebildiğim tüm ekstrem sporları yapmış biri olarak daha ne kadar değişik bir şey yapabilirdim ki. Bi sevgili bulayım dedim kendime, gerçi fiziksel cesarette sınır tanımayan ben duygusal yönden pısırığın teki olduğum için neredeyse çeyrek asırdır sap sap dolanıyorum halen.
Ortaokula yeni geçtiğim yıllar, önlükten kurtulup ceket giyiyoruz ya, adam olduk büyüdük hemen, sınıfa daha gelir gelmez etrafıma bakınmaya başladım. "Kimde aşık olunacak tip var" diye. Yok çıkmadı ya da benim gözüm yükseklerdeydi.
Bi gün eve geldim aldım elime kağıt kalemi yazmaya başladım "Kız dediğin nasıl olur" başlığı altında. Neler yok ki listede. Boy vücut ölçüleri, karakteri, kaç tane yabancı dil bilmesi gerektiği, not ortalaması en az kaç olmalı, ince zeka kriterleri... yazdım da yazdım. Sonra da odamda bizimkilerin bulamayacağı bi yere sakladım. Duvardan duvara halınız varsa ve bir köşesinden kaldırabiliyorsanız onun altına sakladığınız kağıtlar yıllarca gün yüzüne çıkmaz, siz bile unutursunuz bazen.
Ben de unuttum bi süre sonra zaten, taa ki lise ikiye kadar. Adına aşk denir mi bilmiyorum ama kızı tanıdıkça listedeki maddeler bir bir oturuyordu üzerine. Kendi kendimi "kadı kızında olan kusur bile yok bunda hadi oğlum" diye gaza getirdim. Tüm ciddiyetimle konuştum ama tabi damga yemişiz ya önceden bu çocuk geniştir, dünya umrunda değildir diye. Geyik yaptığımı sanıyor, sinirlendim, onu bile rol sandı. Sonra ciddi olduğumu anladı "başkası var" dedi ki biliyorum yok.
Eve gittim listeyi çıkardım halının altından, biraz sararmıştı. Baktım, neredeyse tamamen uyuyordu. Kendi kendime nerde hata yaptım niye böyle oldu diye düşünürken, dank etti bir şeyler. Başka bir kağıt çıkardım ve kendi özelliklerimi yazdım. Aradıklarımın üçte biri kadar olsaydı iyiydi gene. Hedef belli oldu : Ya kendini geliştir, ya çıtayı indir.
İkisini de yapmaya çalıştım bu olaydan sonra üç kişi daha çıktı karşıma. Birisi dedi ki "daha bir ilişkiden yeni çıktım, olmaz" zaten sonrasında kayboldu nerde bilmiyorum. Başkası dedi ki "çok uzun bir süre hayatımda erkek olmasını istemiyorum" eyvallah, halen muhabbetim sürer kendisiyle. Ve sonuncusu tamamen benim aptallığım.
Üniversitedeki bir etkinlikte tanıştım güzeldi ve rahat hareketleri vardı. Adını öğrendim de soyadını sormak aklıma gelmedi nedense. Facebook üzerinde çıkan tüm isimlere ortak arkadaşlara göre baka baka buldum hummalı bir çalışmanın neticesinde. Ekledim, kabul etti. İlişki durumunda bir kız adı var, fotoğraflarda el ele kol kola her yerde beraberler. Nası ya ! İki üç gün olayın şokundayken bir arkadaşıma anlattım durumu bu işlerden benden çok daha iyi anlayan bir arkadaşa. "Bazen erkekler uzak dursun diye ilişki gösterirler bazen de çok iyi geçindikleri arkadaşlarını yazarlar oraya." Hay kafama sıçayım. İlk fırsatta uçtum gittim yanına. Gaipten sesler korosu çınladı kulaklarımda. "Geçti Bor'un pazarı"
Ne yapılır ne edilir çok da bişey bilmiyorum aslında biliyorum da ne bileyim, sırf tavlamak için olmadığım biri gibi davranmak zor geliyor bana, seven bu halimle sevsin diyorum, seviyorlar da sağolsunlar ama "arkadaş olarak". E oldu diyelim. Her gün vıcık vıcık telefonda msnde kamerada smste konuşamam ki. Kimseye borcumuz yok şükür ama paramız kendimize yetecek kadar. Kız dediğin azıcık da olsa bonkörlük ister. Benim yapabileceğim şey ise ağzımı açmamak, açlık kokusundan rahatsız olmaması için. Kız için değişecek tek durum sevgilin var mı diye sorarsa birileri kendisine var demek olur heralde.
Bir de işin başka boyutu var, gönül işlerinde pısırığın teki olduğumu söylemiştim. Ben ve başka standart erkek aynı anda aynı zorluk seviyesine sahip iki kızı kestirsek gözümüze. Onlar yatağa geçerken ben daha elimi ürkekçe omzuna atıyor olurum heralde. Aramıyorum valla kimseyi artık geyiğe vuruyorum işi. Belki günün birinde manyağın biri gelir elini önüme uzatarak "tut şu lanet olası eli ve benle çıkmaya başla" der. Anca o şekilde olur bu saatten sonra.
Neyse okur yazarlık araştırmalarına göre yurdumda bir insan yılda ortalama bir kitabın yedide biri kadar okur, çoğu kişinin bünyesi bundan daha uzun yazıları kaldıramaz hatta bunu bile. Çok da akıcı yazmadığımı düşünürsek yeter şimdilik bu kadar.
Kalın sağlıcakla.
CK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder