20 Ocak 2011 Perşembe

Gidebiliyorsan git !

Şu dünyada yaşanılacak 2 tane yer var arkadaş!.

Biri Karayipler, diğeri de Avustralya. Ötesini bilmem, başkasını da tanımam. Kendine bir tane tekne mekne artık ne denk geliyorsa ayarlayıp ilk fırsatta kaçıp buralara yerleşeceksin. Ha gerekirse Avustralya' ya gider aborijin olur çıkarım. Karayiplerde de balıkçılık yaparım. Yeter ki kafam rahat olsun. Tek derdim hayatımı sürdürebilmek olsun.

Bana çok saçma gelen şeyler var şu an ki sistemde. Aslında her sistemde bu böyle ama yapacak pek de bir şey yok. Saçma gelen şey de şudur: Doğarız, annemiz ve babamız bizi yetiştirir. İlkokuldu, ortaokuldu, lisedi, üniversitedi derken bir bakmışsın mezun olmuşsun. E peki şimdi ne olacak?. "Bir iş bulup çalışmak lazım". O iş bulunur. Zaten kısacık olan ömrünün yarısını bu işe verirsin. Ne için? Tabii ki para kazanmak için. Para kazanınca ne olur peki? Barınmanı, yemeğini, eğlenceni, her şeyini bu parayla karşılarsın. Senelerini aynı işe verirsin. Ta ki emekli olana kadar. Evet, bravo sana!. emekli oldun. Devlet baban ne yaptı sana? Emekli ve "yaşlı" olduğun için sana aylık para bağladı. Bu para yine bütün ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılacak tabii ki.

Şimdi, buraya kadar aslında pek de bir problem yokmuş gibi gözüküyor ama devam edelim, senelerce çalıştın para biriktirdin. Ne kadar biriktirdiğinin hiç bir önemi yok. İster milyar dolarlar kazanmış ol, ister kenara 3-5 kuruş atabilmiş ol. Sonunda genel olarak herkesin arzusu, sakin bir yere çekilip, mesela bir balıkçı kasabasına, orada mütevazi bir ev alıp, mütevazi olarak yaşamaktır. Tabii ki uçuk kaçık yaşamak isteyenlerde olacaktır ama ben sadece genellemeye çalışıyorum. Ki benim de hayallerim bunlara yakın şeyler.

İşte şimdi söylüyorum. E be adam! Sen(ben) nasıl bir adamsın ki senelerce uğraşıp para kazanmaya çalışıp ondan sonra da tekrar en başa, mütevazi yaşama dönmek istiyorsun. Dönmek istemekle bence en doğrusunu yapıyorsun fakat geç kaldın be adam. Ne gerek vardı o kadar seneni harcamaya. Üstelik kendi ağzınla söylüyorsun mütevazi yaşayacağım diye. Geçen senelerine yazık. Yapma, etme...

Sizinle şöyle bir hikayeyi paylaşmak istiyorum, benim her okuyuşumda hem içimi burkar hem de içten bir gülümsetir:


Amerikalı bir zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika köyü kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balikçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar:

"Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ?"

Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler.
Yabancı adam bu kez, niçin daha uzun sure kalıp, daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini soyler. Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasil geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır :

"Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra cocuklarımla oynarım,oğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalip şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyor."

Amerikalı gerinerek,

"Benim Harvard'dan MBA'm var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile calışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa surede bir balıkçı filosuna sahip olursun.Böylelikle, yakaladığın balıkları aracılara değil, doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun."

Ve Amerikalı devam eder,

"Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasini terk edip Mexico City'ye, daha sonra Los Angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York'a yerleşirşin."

Balıkçı düşünceli vaziyette sorar,

"Peki senyor, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır ?"

Amerikalı yanıtlar,

"15-20 yıl kadar."
"Peki bundan sonra senyor ?" diye sorar balıkçı...

Amerikalı güler,

"Simdi anlatacağım en iyi tarafi! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın !"

"Milyonlar ?" der. Meksikalı, "Eee...sonra senyor ?"

Amerikalı,

"Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk icin biraz balık tutarsın, cocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur,aksamları da arkadaslarınla şarap içip, gitar çalarsın. "






Sağlıcakla kalın,
(Bulut)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder