26 Ocak 2011 Çarşamba

Otoyaygara

Dün gece yarısı bilgisayarı kapatıp tavanı seyretmek üzere yatağa gitmeye karar vermek üzereyken. Son saniyede msn yanıp sönmeye başladı. Arada bir konuşabildiğim, çok sevdiğim, beş yıldır yüzünü görmediğim bir arkadaşım. Buralardaymış bugün otobüsü varmış, gitmeden önce buluşup iki çift laf etmek istedi.

Saat on gibi otogarda buluştuk. Oturduk cafe gibi bir yere, ne oldu ne bitti iki saat doya doya konuştuk otobüsüne bindirdim. Ben de şehiriçinde takılan otobüslerin durağına gittim eve dönmek üzere.

Dönüşte okurum diye aldığım dergiyi yanıma koydum, telefonun kulaklığıyla uğraşmaya başladım müzik dinlemek için. Biraz düğüm olmuş ta cepte. Uğraşırken iki serseri görünümlü tip geldi. Biri konuştu. "Selamınaleyküm birader, biz Irak'tan geldik de babama bi telefon edebilir miyim senin telefondan, gelip bizi alsın ?"

10dksı 50kuruş tarifesinin dolmasına daha vardı. "Tabi" dedim. "Numarayı alayım". Diğer çocuk ta etrafı kolaçan ediyordu durmadan, içimde çok yüksek bir şüpheyle numarayı çevirdim verdim çocuğa telefonu. Açmaya çalıştığım kulaklığımı yeniden toplayıp cebime koydum. Ayağa kalktım. Kollarımı kavuşturdum. Çocukların konumuna baktım, durağın demiriyle kaldırım arasındaki boşluğa baktım, etrafa da baktım kimse yoktu.

Laf lafı açtı telefonda, çocuk sırasıyla babası, dayısı, amcası ile konuştu (aslında bir kişiyle konuştu, telefondan dışarı yayılan cılız sesin tonu hiç değişmedi) sonra annesi ile savcılıktaki davası hakkında konuştu. (ses tonu halen aynıydı) Baktı diğer konuşmayan çocuk olacak gibi değil, "Telefonunu versene abinin, yeter" dedi.

Teşekkür edip ayrıldılar. Keşke deneselerdi. Biraz idman yapmış olurdum.

CK


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder